Yeni Nesil Teknoloji

Yeni Nesil Teknoloji

Yeni Nesil Teknoloji

 

2012’deki kanun değişikliğinin ardından Türkiye’de ISG anlamında getirilen zorunluluklar sanayi tesislerimizi bu konuda önemli çalışmalar yapmaya itmiştir. Yangın güvenliği konusuna verilen değer ve özen gün geçtikçe daha çok artmaktadır. Türkiye sanayisinin önde gelen kurumları bu konuda kendilerini sürekli geliştirmekte ve yeni arayışlara yönelmektedir. 


    Buna karşılık geleneksel yangın söndürme sistemleri bu gelişime ayak uyduramamakta ve çözüm üretmekte yetersiz kalmaktadır. Ayrıca kullanıcı tarafına getirdiği bakım, parça değişimi ve yeniden dolum gibi ağır yüklerde hala devam etmektedir. Geleneksel sistemlerin tesisat gerektirmesi, tam sızdırmazlık koşulu araması ve geniş hacimli tüp alanlarına ihtiyaç duyması ise sanayi tesislerimizin bu gelişme sürecinde hantallık yaratmaktadır. Canlıların sağlığına ve yaşamına tehdit oluşturan zehirli gaz içerikli söndürücüler, basınçlı tüplerin tesislerde yarattığı güvenlik sorunları ise cabasıdır. İş güvenliğinin bir parçası olan bu sistemler bakıldığında kendileri iş güvenliği riski taşır hale gelmişlerdir.


    Dünyada son 15 senedir Aerosol yangın önleme ve baskılama sistemleri bu sarmalı kırmakta ve kullanıcılara yeni nesil bir teknoloji sunmaktadır. Avrupa’da tüm sektörlerde doğa dostu teknolojilere yatırım yapılmakta ve canlıların ve doğanın güvenliği ön planda tutulmaktadır. Özellikle İngiltere, Rusya, Amerika gibi geçmişinde büyük yangın felaketleri atlatmış ülkeler bu konuda ciddi yatırımlar yaparak Aerosol teknolojisinin gelişmesinde önemli pay sahibi olmuşlardır. 


    Öncelikle NASA’da kullanılmaya başlayan Aerosol teknolojisi daha sonra askeri alanlardan endüstriyel sektörlere yönelmeye başlamıştır. Dünyanın önde gelen markalarının tesislerinde artık 10 yılı aşkın süredir bu teknolojinin avantajlarından firmalar faydalanmaktadır. 


    Aerosol yangın önleme ve baskılama sisteminin getirdiği yenilikler saymakla bitmez. 
-    Söndürücü ajanı içerisinde katı halde barındırması ürüne 10 yıl raf ömrü getirmektedir. Hem de bakım, yeniden dolum ve kalibrasyon gerektirmeksizin geçen bir on yıldan bahsediyoruz. 
-    Söndürücü üreteçler kendi gövdelerinden yaydıkları bir sis ile yangına müdahale etmekte; söndürdüğü alanlardaki canlılara, teknolojik eşyalara, elektronik tesisatlara zarar vermemekte ve yüzeyde herhangi bir kalıntı bırakmamaktadır.
-    İş güvenliği personellerinin sürekli takip etmekle uğraştığı ve her sene masraf yaptığı yeiden dolum ve parça değişimi sıkıntıları tamamen tarihe gömülmüş oluyor. Söndürülen yangınların ardından mahallerdeki duruşlar, temizlik mesaisi de keza aynı şekilde bitiyor. 
-    İstatistiklere göre çıkan yangınların en büyük sebebi olan elektriksel alanların korunmasında ise tesislerimizin sürekli para ve mesai harcadığı tam sızdırmazlık için yapılan inşaat çalışmaları da bu vesile ile ortadan kalkıyor. Çünkü aerosol sistemler yaklaşık 45 dakika kadar havada asılı alarak devam eden yangınları söndürmekte ve tam sızdırmazlık koşulu aramamaktadır. Çünkü söndürücü sis bir uçucu gaz değildir. Ortamdaki hava sirkülasyonunu bir kuru kontak çıkış ile kesmek yeterli olacaktır.
-    Basınçlı yangın tüplerinin bulunduğu alanlarda ve değişim için çıkarıldığı alanlarda düşmesi ve valf kırılması ile yaşanan elim kazalara bir son verilmiş oluyor. Aerosol üreteçler katı halde söndürücü ajan taşıdıkları için herhangi bir iş güvenliği riski taşımadan güvenle kullanılabiliyor.


    Türkiye’de de artık bir çok sanayi devi kurum Aerosol yangın önleme ve baskılama sistemlerini tercih etmektedir. Özellikle elektrik dağıtım odaları, kompanzasyon panoları, trafo odaları, akü şarj odaları gibi yoğun elektriksel yangın riski taşıyan alanlar bu sistem ile korunmaya başlanmıştır. Bu mahallerin hemen ardından ise her işletmenin en büyük sermayesi olan bilgi alanlarının güvenliği gelmektedir. IT sistem odaları, büyük data centerlar, evrak arşivleri gibi alanlar aerosol sistemlerin yine öncelikli tercih alanlarından biridir.


    Milyonlarca euro değerinde yatırımla kurulan üretim hatlarının ise yağmurlama ve köpük sistemleri ile korunmaya çalışılmasına Aerosol yangın önleme ve baskılama sistemleri bir son veriyor. 95 derece sıcaklıkla devreye girecek olan sprinkler sistemler bu üretim hatlarının yüksek tavanlarına kuruluyor. Bu ancak mevzuatın gerekliliklerini karşılamaya yetiyor. Gerçek bir yangından korunma sağlanmıyor. Çünkü sıcaklığın yüksek tavandaki nozellara ulaşması dakikalar alıyor. Bu sürede ise hat üzerinde yangın ilerlemiş ve büyük bir tahribat yaratmış oluyor. Aerosol sistemlerin hedeflemeli üreteçleri sayesinde mahalin gerektirdiği dedektörler ile birlikte kurgulanarak hat içerisindeki kritik noktalara konumlandırılıyor. Böylece saniyeler içerisinde yangın daha başlamadan önlenmiş oluyor.


    Gemiler, araçlar, rüzgar türbinleri, değerli eşya depoları, telekominikasyon üniteleri, müzeler gibi daha birçok alanda aerosol sistemler sektöre özel çözümler sunuyor.
    Önleme kurgusu taşımayan mevzuat savar yangın söndürme sistemleri kurulduğu tesislerde yaşanacak büyük yangınların önünü alamamakta, işletmeye büyük imaj ve maddi hasarlar yaratmakta, uzun süreli duruşlar getirmektedir. Bütün bu sorunlardan sonra sigortanın hasar masraflarını karşılıyor olması hiçbir anlam ifade etmemektedir. Hele bir de can kaybı yaşandıysa geri getirmeyecektir.
    Türkiye’de bu yeni nesil teknolojinin artık uygulanıyor olması, yeni bir umut ışığı yaratmıştır. Dünyada’ki bu değişime ayak uydurmak adına ve yangının ciddiyetini felaket başımıza gelmeden anlamamızı sağlayacak bir kültürün oluşması adına ciddi bir yol katettirmektedir.


    Yangını önlemek ve oluşmasını sağlayacak riskleri ortadan kaldırmak her zaman büyüyen bir yangının hasarlarını ve kayıplarını karşılamaktan daha tasarruflu bir çözüm olacaktır.